GRUP SEÇİLİMİ
Bazı sözümona esaslı açıklamalar 'grup seçilimi' teorileri olup çıkmışlardır (ya da zaten öylelerdi.) Grup seçilimi, Darwinci seçilimin, türler ya da canlı grupları arasından seçim yaptığını bildiren tartışmalı bir görüştür. Cambridge'li arkeolog Colin Renfrevv Hıristiyanlığın bir çeşit grup seçilimi sayesinde sağ kaldığını öne sürer. Bu görüş ışığında grup seçilimi, grup içi bağlılık ya da grup içi arkadaşlık sevgisini beslemiş ve bu durum dindar gruplara daha az dindar gruplara kıyasla daha çok yaşama şansı tanımıştır. Grup seçilimi fikrinin öncüsü Amerikalı D.S.Wilson, Darwin'in Katedrali'nde bağımsızca, benzer ama daha ayrıntılı bir iddia öne sürmüştür.
Bir dinsel grup seçilimi teorisinin neye benzediğini anlamak için işte size şimdi uydurduğum bir örnek. Son derece kavgacı yapıdaki bir 'savaş tanrısına' tapan bir kabile, tanrıları barış ve uyumu teşvik eden ya da bir tanrıya inanmayan rakip kabilelere karşı olan tüm savaşları kazanır. Savaşta şehit düştüklerinde, cesurca savaşmaktan ötürü doğruca cennete gideceğine sarsılmaz biçimde inanan savaşçılar seve seve canlarını feda ederler. O halde bu tür dini olan kabilelerin, kabileler arası savaş ortamında ayakta kalmaları, yendikleri kabilenin sığırlarını çalmaları ve karılarını kendilerine almaları daha olasıdır. Bu gibi başarılı kabileler çarçabuk evlat kabileler üretirler ve bu evlat kabileler daha çok evlat kabilenin doğmasını sağlar ve bunların hepsi aynı kabile tanrısına taparlar. Bu arada evlat gruplar türeten grup görüşü, tıpkı arı kümeleri oluşturan bir kovan gibi, mantıksız değildir. Antropolog Napoleon Chagnon, ünlü çalışması 'Ateşli İnsanlar'da bu tür türeyen köylerin haritasını çıkarmıştır, Güney Amerika Ormanının Yanomamö’sü.
Chagnon bir grup seçilimi destekçisi değildir, ben de öyle. Korkunç sakıncaları vardır. Aykırı bir grup seçilimi yandaşı olarak, bu kitabın ana rotasından çok fazla uzaklaşmamak için sevgili atım Tangent'e binip dörtnala uzaklaşmaktan sakınmalıyım. Bazı biyologlar savaş tanrısı örneğimdeki gerçek grup seçilimi ile kendi deyimleriyle yine bir grup seçilimi olan ancak daha yakından incelendiğinde soydaş seçilimi ya da karşıt özgecilik halini alan bir kavram arasında bir keşmekeş olduğunu açığa vururlar. (Bölüm 6'ya bakın.)
Biz, grup seçilimini küçümseyenler, prensipte bunun mümkün olabileceğini onaylarız. Asıl soru, evrim üzerinde belirgin bir etkisinin olup olmadığıdır. Bu bağlamda, daha düşük seviyelerdeki seçilimle kapıştırıldığında (grup seçiliminin bireysel özveri için bir açıklama teşkil edebilecek kadar gelişmesi gibi) düşük seviye seçilimin evrim üzerindeki etkisinin daha güçlü olması olasıdır. Kuramsal kabilemizde, kişisel çıkarları olan bekâr bir savaşçıyı düşünün ve bu savaşçı kabile için şehit olmaya can atan, karşılığında ödül olarak doğrudan cennete gideceğine inanan savaşçıların egemen olduğu bir ordunun mensubu olsun.
Savaşta kendini korumak için biraz geride durmasının sonucunda, kazanan tarafta olma olasılığı (yani yaşama şansı) yalnızca önemsenmeyecek miktarda düşecektir. Arkadaşlarının şehit düşmesinin ona sağlayacağı yarar, bu savaşçıların her birine sağlayacağı ortalama yarardan daha fazla olacaktır çünkü diğerleri ölecekler. Bu savaşçının üremesi ve şehit düşmeyi reddetmesini emreden genlerinin bir sonraki neslinde var olması diğerlerine göre daha olasıdır. Bu yüzden şehit düşme yönündeki eğilim gelecek nesillerde etkisini yitirecektir.
Bu basitleştirilmiş önemsiz bir örnektir ancak grup seçilimiyle ilgili kalıcı bir sorunu tanımlar. Bireysel özverinin grup seçilimi teorileri daima içten yıkılma eğilimindedir. Bireysel ölüm ve üreme, grup imhaları ya da bölünmelerinden daha hızlı işleyen bir zaman ölçeği ve daha geniş frekanslarda gerçekleşir. Matematiksel sistemler, hangi grup seçiliminin hangi özel koşullarda evrimsel açıdan kuvvetli olabileceğini gösteren matematiksel modeller üretilebilir. Bu özel koşullar genelde doğa içinde gerçekçi değildirler ancak kabilesel gruplardaki dinlerin de bu gibi gerçek dışı koşullar yarattığı savunulabilir. Bu ilginç bir teori dizisidir ancak daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Yalnızca Darwin'in fikirlerim dikkate alacağım ki gerçekte bireysel organizma seviyesinde seçilimin sağlam bir savunucusu olsa da, kabileler görüşünde bir grup seçilimcisi olmaya epey yaklaşmıştır:
Aynı bölgede yaşayan iki ilkel çağ kabilesi rekabet ettiklerinde, eğer bu kabilelerden birisinde (diğer koşullar eşit olduğu düşünülürse) büyük sayıda cesur, duygudaş ve inançlı üyeler varsa, ki bunlar bir tehlike sezdiklerinde bir diğerini uyarmaya, yardım etmeye ve birbirini korumaya daima hazırdır, bu kabile hiç şüphe yok ki daha başarılı olacak ve diğer kabileyi yenecektir... Bencil ve kavgacı insanlar birleşemezler ve uyum olmadan hiçbir şey gerçekleştirilemez. Yukarıdaki özelliklere yüksek miktarda sahip olan herhangi bir kabile genişleyecek ve diğer kabilelere üstün gelecektir; ancak bunu yaptığı zaman diliminde, tüm geçmiş tarihi hesaba katarak, diğer daha varlıklı kabileler tarafından sırası geldiğinde hezimete uğratılacaktır.
NOT: Yazının devamı: [Başka birşeyin yan ürünü olarak din]













0 yorum:
Yorum Gönder